14 Haziran 2010 Pazartesi

Cahildim, dünyanın rengine kandım.

Bazı şarkı sözleri vardır ki dinlerken yerle yeksan eder. Cümleler birbiri ardına sıralanırken bazı sözcükler birbirlerine öylesine yakışırlar ki canlı olduklarına inanırsınız. Sözcükler melodilerine asılı olmasına asılıdır ama elinizden gelse o sözcüklerin birkaçını koparıp kendinize yoldaş yapmak istersiniz. Ne de olsa her biri yaratıcısı tarafından can bulmuş, şarkının yüreğinizi titretecek o kısmı geldiğinde damağınıza kekremsi bir tat, dudaklarınıza hüzünlü bir gülümseme yerleştirecek, bir anı bulutunu gözlerinize yaşlarla birlikte dolduracak birer sırdaştır.

Eddie Vedder'in Into the Wild için yeniden düzenlediği, seslendirdiği, bambaşka bir boyut kazandırdığı Jery Hannan'a ait Society'den örneğin;

Society, crazy and deep
I hope you're not lonely without me

cümlelerini çalsak, filmin bize tokat gibi çarptığı gerçeklere uyansak, yollara düşsek, yersiz yurtsuzluğu bir dünya görüşü olarak addetsek, ancak neden sonra yine Into the Wild'dan Guaranteed'in;

If ever there was someone to keep me at home
It would be you.

kısmında dönülmez sandığımız yollardan dönsek, yüreğimiz ağzımızda atarken eğreti birkaç kelimeyle neden döndüğümüzü açıklamaya çalışsak, olmasa hiçbiri bu kadar güzel anlatamasa...

...derken imdadımıza Glen Hansard Falling Slowly ile yetişse ve bir çırpıda söylesek o tek kişiye:

Take this sinking boat and point it home
We've still got time
Raise your hopeful voice you had a choice
You've made it now

Ancak bazen hep geç kalınır ya. Geç kalmışızdır işte bir şekilde ve Marketa Irglova If You Want Me ile seslenir bize:

Are you really here or am I dreaming
I can't tell dreams from truth
For it's been so long since I have seen you
I can hardly remember your face anymore

Her şey senin içindi bile diyemeyiz. Tüm bu göçebelik, bu ne olduğu bilinmez arayış senin içindi denilemez bir türlü. Denilecek tek şeyi Axl Rose This I Love ile demiştir bir kere:

I've searched the universe
And I found myself
Within' her eyes.

Ancak söyleyemeyiz biz yine de. Söyleyemeyiz çünkü Elvis Costello bir konuda çok haklıdır:

I can't say anymore than "I love you"
Everything else is a waste of breath

Geriye kalan kırık bir hikayedir. Ve birer insan olarak çok karmaşık bir varlığızdır biz. Gözlerimiz -dolu dolu- tekrar düşeceğimiz yolları ararız başımıza tüm bu işlerin neden geldiğini bir türlü anlayamadan. Sonra bir gün bir köy kahvesinde saç diplerimizden ayak parmak uçlarımıza değin anlarız her şeyi, neden yollara düşmekte bunca ısrarcı olduğumuzu. Çocukken babamız dinlerken burun kıvırdığımız türkülerin birinden Neşet Ertaş tek bir cümleyle tüm algılarımızı alt üst etmiştir işte:

Cahildim, dünyanın rengine kandım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder