16 Kasım 2013 Cumartesi

Öldürülmek için yaratılanlar: İnsanlar

İçlerinde en acımasız olanı Tanrı'ydı.

Öyle olmasa tüm bu olanların başka türlü bir açıklaması olurdu. Tanrı verir ve alır.
Onun kurduğu bu düzen sadece buna dayanmaktadır. Tanrı bize hayatı verir ve sonra geri alır. Aslında Tanrı bize hayatı, bizden geri almak için verir.

Tanrı bizi öldürmek için yaratır.

O halde Tanrı, içlerinde en acımasız olan olmalı. En acımasızı. Bize bir mucize bahşeder ama onu geri alacağını hiçbir zaman unutturmaz. Yolumuzu tuzaklarla donatır. Acılar ve ıstıraplarla dolu zamanlara rağmen de bizi yaşatmayı ihmal etmez. Böylesi bir Tanrı'nın neden kudretli olması gerektiğini anlayamıyorum. Acımasız bir kurgu oysa yaşantımız. Belki de karşılaştığımız tüm kötü insanlarda Tanrı'nın bu acımasız yansımasını görüyoruz. Eğer bahsedilen bu Tanrı gerçekten varsa kötülük bu Tanrı'nın dünyaya izdüşümü olmalı. Ben, eğer Tanrı'nın, varsa, bu kadar acımasız olmasını anlayamıyorum. İyiliği seçmek istiyorum.
Sözünün ettikleri Tanrı'nın kötü olmasa dahi acımasız olduğunu düşünüyorum. O halde, Tanrı'nın hiç var olmadığını seçmek bir bakıma iyiliği seçmek oluyor. Ama sadece bir bakıma. Çünkü ben de bir insanım ve zaaflarım var. Ve korunma, kollanma ihtiyacına mazhar olduğum gaflet anlarında bir varlığa sığınmak öfkemi ve çaresizliğimi yatıştırıyor. Üzüntümü biraz olsun hafifletiyor. Ama bunlar dediğim gibi gaflet anları.

Düş kurmayı, düşlerinin gerçekleşmediğini öğrenmeye başladığında bırakıyor ve yetişkinler dünyasına koşar adımlarla katılıyor insan. Peki Tanrı'yı neden bırakamıyor insan böyle kolayca arkasında? Düşler bu dünyaya ait şeyler ve gerçekleştirilemediklerinde bırakılabilecek denli  önemsizler, öyle mi? Kendi düşlerinden, arzularından dahi vazgeçebilirken insan neden tek bir zaafını yenemiyor? Aslında cevabı net: Bilinen evrenin tüm sorumluluğunu sırtında taşımak istemiyorsun. Bilinen evrenin bilinen en üstün canlı türü olmak, büyük bir sorumlulukla geliyor. Oysa belki insan kibrini yenip en üstün canlı türü olmadığı fikrine, herhangi bir başka üstün canlı türü olsun ya da olmasın, alışabilse Tanrı'yı arkasında bırakır. Ne tuhaf! Tanrı'dan kurtulmak için, Tanrı'ya ulaşmak için salık verilen en önemli şeylerden birini yapman gerek: Kibri yenmek!

Tanrı'nın varlığı da yokluğu da kibirden besleniyor. Tanrı'yı yok etmek için de var etmek için de kibir ve alçakgönüllülük gerekli. Tanrı aslında hem var hem yok. Gerçek bir muamma, büyük bir çelişki. Büyük bir mantık hatası.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder