Koca bir yazı yalnızlığın başkentinde geçirirken, mutlak olanın bu olduğunu bilirken ve her şey hep biraz imkansızken geçmişin peşine takıldım.
Babam çocuktu ve yitirmemişti babasını henüz. Bir kaldırım taşı sadece bir kaldırım taşıydı onun için, dizlerinin bağı çözülüverdiğinde sığınacağı bir liman değil. İşte o zamanlar kaldırım taşlarının altına kumsallar vardı ve çocuklar babalarının yollarını beklerken yitirmezlerdi onları aniden.
Eve dönmekten çok korkarım ben. Eve dönüşte, bir tatilde ansızın babamı yitirmekten... Dizlerimin bağının çözülmesinden, ağlamaktan bitap düşerek bir kaldırıma çöküvermekten, kaldırım taşlarının altında kumsalların yanında bir umut babamı aramaktan...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder