13 Temmuz 2009 Pazartesi
Tümce Kurmaca Oyunu
Bir tümce kurdum, eksik çıktı. Tüm bunları ben kurgulamadım. Mitolojik bir var oluş da değil yaşantım. Ben dünyaya geldiğimde var oldum. Öncesini de pek bilmem, tek hatırladığım bunları ben kurgulamadım. Tümce kurmaca adlı oyunu da ben icat etmedim. Ben varlığımın süreç içerisinde şekil değiştirmesine izin vermeden önce de, lisan denilen şey vardı. Tümce kurmaca oyunu işte o kadar eskidir. Ben bir tümce kurdum, eksik çıktı. Öznesiz ve yüklemsiz bir tümce olmayacağını söylediklerinde ilk gençliğimin baharındaydım. Ne özne olmak istedim ne de nesne… Hayatta illa ki bir şey olmanın gerekliliğini de çok sonra öğrendim ama hiç kabul etmedim. Kusursuz bir çağın başlangıcını müjdelediklerinde etrafımda olup bitene vakıf olmaya çalışıyordum. Lisan denilen şeyi epeyce çözmüş, tümce kurmaca oyununda hafif sıyrıklarla ayakta kalmayı başarmıştım. Eksik tümcelerimi tamamlamam gerektiğini söylediler. Dayatmaların kuşatmasında tümcelerimi temize çıkarma derdindeydim. Tamamlama sürecini hiç bitiremedim. Yeni tümcelere yeltendim. Yarıda kalan başarısız eylemlerin ardından kitaplarla oyun oynamaya başladım. Okunmuş her kitaba bir damga basarken, okumadığım bir kitaba başka bir damga basmaya başladım. Damgalar karıştı, tümceler birbirine girdi ve ben vakıf olduğum tüm öğretileri yitirdim. Ben en yükseğe uçtum atmak için bedenimi boşluktan boşluğa, çaresizliğin kollarında. Düşeceksem eğer dünyanın dibine en yüksekten düşeyim dedim. Çünkü haklı olabilirlerdi. Evet, benim tümcelerim eksikti. Ama yine de dinlenmeye değerdi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder